21 Ekim 2017 Cumartesi

Kayinvalide gibi baba

Babam cok orijinal bir adamdir. Anlatamam gormen lazim! Disaridan bakinca komik, aile icinde trajikomik hikayelerimiz var.



En sevdigim(!) ozelligi baltali ilah olmasi.

Bunlar da dunku Izmir ziyaretimizde kendisinden duydugum motivasyon dolu sozler. ( Neyse ki oncesinde Gozde ile gorusmustuk. )

"Bak, grip salgini var, dikkat edin, ben opmeyeyeim, almayayim."

"Eve gelen giden oluyor gripli iseler soyle gelmesinler, valla cok fena salgin var."

"Agliyor mu o, ohoooo yandiniz!

"Her agladiginda kucaga alirsaniz alisir, kucaga cok alistirmayin."

"Emzik mi? Bu kadarcik bebege emzik mi verilir be?"

"Bak, tuvalet temizligine cok dikkat et, enfeksiyon kapar ugrasir durursunuz. "

"Bebek magazaaina mi gireceksiniz? Valla ben olsam girmem, kucucuk cocukla." (Giremedik)

"Usutmeyin bak, usumesin cocuk."

Bunu da yapti evet: "Sutun yetiyor mu sutun? Nereden biliyorsun yettigini?" (Annem Gozdeden aldigi gaz ile bir takim bilimsel aciklamalar yapmaya ugrasir.)

"Simdi siz bu cocuga niye su vermiyosunuz? (Acikladim) Yahu olur mu oyle sey, hic mantikli degil, kesin susuyordur o."

"Kediye dikkat edin kediye. Valla ustune yatar, cocuk nefessiz kalir."

"Simdi Lidya teyze oluyor mu yani? Kesin mi?" (Boynu bukukluk)

Ve daha niceleri. O anda elimde kagit kalem yazmam gerekirdi.

Babama o kadar alisigim ki bi soylediklerinin hicbiri beni endiselendirecek kivamda degildi. Sanirim bir erkek olarak onu cok da ciddiye alamiyorum.

Ama boyle de bir babam var yani. En heveslisi oldugun bir vakit belirir ve der ki;


Trajikomedilerden bir demet. ❤


20 Ekim 2017 Cuma

Kizce ile ilk bir hafta

Birinci gun: Dorde ceyrek kala dogdu. Ameliyat sonrasi ayri kalmadik. Emmesi icin meme ile hemen tanisti. Ameliyathaneden beraber ciktik. Ilk kontrolleri icin kocam da bebege eslik etti. Planli dogum olmadigi icin hastaneye gelen cok ziyaretci olmadi. Ama gelenler de bir turlu gitmek bilmedi ve en sonunda "Misaadenizle biz biraz dinlenebilir miyiz?" dememle birlikte hastanede sadece ben kocam ve bebek kaldik. Bu esnada annem kocami eve gonderip kendi kalmaya calisiyordu, ikna ettik ve ilk gecemizi ucumuz beraber gecirdik. Benim icin agrili ama anestezi dozu eklendikce "Ellaaaam soguk soguk ne de guzelsin." kafasi yaratan bir geceydi. Iyi ki epidural uygulamislar, o rahatlama hissini unutamayacagim.

Gece bir hemsire geldi ve asilarini yapmak istedi. Ve kan alinmasi gerekiyormus. Kocam israr etti eslik etmek icin ama sabote edebilir diye dusunerek gelmemesinin daha iyi olacagini soylediler. Sonra yine gece bir cocuk doktoru geldi ve ilk kontrollerini yapti. Gece kocamla beraber bezini degistirdik. Daha cok o degistirdi. Emzirmek icin hemsireden yardim almak durumunda kaldik. Mememi nasil agzinda tutturacagimi beceremedim cunku. Biraz uyuduk. Heyecan, merak, kesif ve lan beceriyor muyum ben bunu dusuncesinin eslik ettigi bir gece gecti.

Ikinci gun: Sabah baska bir cocuk doktoru geldi. Deli kaka yapmisti ve biz onunla cebellesiyorduk. Bize yardim etti. Genel kotrollerini yapti. Ve yanimizda kimse yok diye bize acidi.:) Halbuki ilk geceyi kocam ben ve kizim olarak gecirmekten dolayi memnunduk.

Bugunu bolca gogsumde gecirdi. Bir iki ziyaretci geldi. Aksama taburcu olabilmemiz mumkundu fakat bunun icin kucuk bir kosullari vardi. Bebek icin degil, benim icin! Gaz cikarmak!!! Aksam saat altiya dogru artik sabrim kalmadi ve dedim ki tamam, oldu! Risk belki ama daha bekleyecek halim kalmamisti. Aksam saat alti gibi hastaneden ciktik ve sallanan ve kontrol edilemeyen karnimla yari uyur yari uyanik vaziyette eve geldik. Kizim araba koltugunda yol boyunca uyudu.

Arabadan inmek zordu, kapiya dek yurumek de oyle.  Aksam evde biraz sersem bir sekilde gecti. Gece uyuduk uyandik. Cok sikintili bir gece degildi.

Ucuncu gun: Evdeki iki buyuk anne de "Bu cocuk biraz sari mi?" deyince aksama dogru acil servise gittik. Normalde bu zamanlarda saglik ocagi ve doktor kontrollerine gitmis olmak gerekiyordu ancak araya hafta sonu girdigi icin bizimkisi biraz gecikti. Acilde topuk kani aldilar. Herkes anne olarak benim bakamayacagimi, uzulecegimi, duramayacagimi falan dusunuyordu. Cocuk adina uzucu bir sey tamam, vucudu deliniyor, kan veriliyor... Ama sagligi icin, sarilik olmasi topugundan alinan birkac damla kandan cok daha endise verici.

Nitekim, degeri biraz yuksek cikti. Aldi mi beni bir telas! Ameliyat yerim iyi degil, adam akilli emzirme isini cozmus degilim, ya bizi yatirirlarsa! Hatta ya kizimi yatirirlar d refakatci almazlarsa!

Cocuk doktoruna gittik. Bakti olctu bicti. Uzak yerde olsaydik yatiracagini ancak simdilik gozlem altinda tutmak istedigini yarin yine kan verilmesi gerektigini soyledi.

Eve geldik. Ve formul mama hazirladik. O esnada hastanede yatirmadan eve fototerapi cihazi almak daha mantikli olacagi icin onu kiralayabilecegimiz yerleri arastirmaya basladi kocam.

Ve o aksam sutu yetmiyor muhabbetleri basladi. "Emiyor mu?" Evet, ama bilmiyorum ki sut ne kadar geliyor. Ama cocuk memeden inmiyor.

Cok gergin ve uzuntulu bir gundu. Gundemimiz sarilik, beslenememe ve bir de daha once anlattigim isim mevzuu ile doluydu. 3. Gun keyifli degildi. Cok endiselendim ve cok uzuldum.

Dorduncu gun: Sabah uyanip kahvalti yaptiktan sonra yine acil servisin yolunu tuttuk. Yine aglamakliydim. Ama sarilik dusunduren pek cok belirtinin bizim kizda olmadigini da gorebiliyordum. Gozleri sararmadi, surekli uyku halinde degildi. Aksine ben acim der gibi surekli meme istiyordu. Ve her seyden once rengi pembeye donmustu.

Yine bir topuk kani macerasi oldu. Ve ardindan bekleyis... Sonuc nasil gelecek, bilirubin dustu mu, cocuk iyi mi diye dusun dur. Aglamaya basladi ve bir turlu susmadi. Ben de ilk kez disarida emzirmek zorunda kaldim. Iyi ki emzirme ortulerinden almisim, ne buyuk kolaylikmis o!

Sonuc geldi. Sarilik orani dusmus. Ciddi bir oh cektim. Doktor sadece takip edilmeli dedi. Baska da bir sey yapilmasina gerek yokmus.

Eve geldik. Gozde ve Elif geldiler. Kuzenlerim geldi. Keyifli bir gundu. Gozde destegi iyi geliyor. Keske her yrni dogum yapan kadina en azindan ilk bir aylik devamli ebe destegi saglansa. Cunku her sey cok yeni. Kakasi normal mi, bu kan da ne, atesi iyi mi, mamasi dogru verildi mi, nasil daha kolay sakinlesir, meme tutmasi nasil kolaylasir, gobek bagi bakimi normal mi? Zibilyon tane soru var. Buyukler var evet ama bazi seyler onlarin zamanindan kalma. Dogru mu yanlis mi bilemiyoruz ki.

Besinci gun: Cocuk doktoru ile tanisma gunu. Hastaneye gittik. Artik hastanelerde nasil takilmamiz gerektigini biliyorum. Nasil sakinlesir, nasil emzirebilirim, konuya daha hakimim.

Doktor genel kontrolleri yapti. Gobek bagini ellememistik biz, biraz akinti vardi bunu temizlemelisiniz dedi. Ikiyuz gram kilo kaybi var dedi. Bezini acti, kristal atiyor ve vajinal kanamasi var dedi. Ve bizi, kan tahlili, idrar tahlili, ultrason ve isitme testi yapilsin diye bir dolu liste ile gonderdi.

Cocum bir tek memede sakinliyor. Isitme testi icin uyuyor olmasi gerekiyor. Bir punduna getirip gurultuden ve hareketten uyuyan bebegi attik isitme testine. Uyanmadi. Listeden bir gorevi silmis olduk.

Kan vermeden once idrar icin kiz bebeklerin vajinasina yapistirilan bir poset vardi, onu takin dediler. Ne zor ve ne gicik bir sey o. Tam yapismaz, yapisti mi garantisi yok cis kacirabilir. Ve benim konuya dair bir fikrim yok. Neyse, emzirme odasindan bir kadin bana yardim etti. Yapistirdik ve kan vermek icin asagi indik. Beni iceri almadilar. "Aman annesi, sen bakamazsin!" Zor zahmet uc tup kan aldilar cocumdan, son tupu dolduramadilar bile. Hemsire, pihtilasmayla ilgili problem olabilecegini soyledi. Eger oyleyse yeniden kan verilmesi gerekecek. Bu esnada cok agladi. Ama yapacak bir sey yok.

Neyse kan verip yeniden yukari kata emzirme odasina ciktik. Cis yapmis. Ama posetten sizmis. Hadiii, bir daha tak, cis yapsin diye bekle. Baktik saat ogle arasina geliyor, doktora dedik "Haci biz gidiyoz. Cis yaparsa evden getiririz."

Eve geldik. Bir kere daha yapti yine sizdirdi. Tam bez degistirirken bu sefer elimize yapti. O cisler o kadar kiymetli ki bizim icin! Bir de su iciremiyoruz. Anne sutu ve formul mama kullanabiliriz sadece. Formulu eve geldiginde vermisti kocam, ben de butun gun memeyi dayadim ona ama bir anda cis yaptiracak kadar yogun degildi ki.

Ogle arasi bitti biz beklemeye devam. Kocam sersemledigini ve biraz uyumak istedigini soyledi. Uc gibi yeniden evden ciktik ve bu kez topuk kani macerasi icin saglik ocagina gittik. Orada yeniden idrar poseti bagladilar. Kan alindi. Dort kez topugunu delmek zorunda kaldilar. Kan kalmadi ki cocuumda. Sonra bezini kontrol ettik. Kaka yapmis. Ve posetin icine yapmis ve vajinasinin orada toplanmis! Hay allahim, enfeksiyon yokken ona davet resmen! Temizledim altini, bir daha da poset baglamadim. S.kerler baglamiyom amk, hasta etcez cocugu deyip tahlil sonuclarini doktorla gorusmek icin hastaneye yollandik. Vee tabii ki alinan kanlar yetersiz geldi. Yarin bir daha... Bir gunu daha hastanelerde tamamlamis olduk. Aliskanlik haline gelmese bari.

Altinci gun: Sabah yine hastaneye gittik. Once bir ultrason cekimi yapildi. Vajinal kanama icin. Bazi kiz bebeklerde anneden aktarilan hormonlar sebebiyle vajinal kanama gorulebilirmis. Sebebini bilmiyorum ama dogum sirasinda bir suru hormon takviyesi almak zorunda kaldim, acaba ondan mi oldu diye dusunuyorum.

Ultrasonda bobreklerine, yumurtaliklarina ve bilimum ic organlarina bakildi. Rapor sonucunda bir sikinti gorulmedi.

Tam bir hafta once bebegin yattigi yerde ben yatiyordum, anmiyon kesesi icindeki su yeterli mi degil mi arastiriliyordu. Ve simdi kizim burada. Bir hafta bitiyor bile.

Ultrasondan ciktiktan sonra kan verme bolumune gittik. Hemsireler uzulduler. Yaklasik bir yirmi dakikalik caba sonrasinda kan alabildiler. Ama yine her taraf kan olmustu. Bu kez yeterli olsun lutfen dedik ve eve donduk.  Sonrasinda nispeten sakin bir gun gecirdik. Kocam kimlik islemleri icin basvuru yapmaya gitti. Is yerlerine gerekli evraklari teslim etti. Annem bir ara carsiya cikti ve ben bebekle basbasa kaldim. Daha guzeldi. Katie Melua dinledik beraber :)

Ama her sey yolunda gitse bile bu kez de benim aklimi gobek bagi kurcalamaya basladi. Akinti vardi.

Yedinci gun: Ve kizceyle ilk bir haftamizi tamamladik. Bugun anneannem ve teyzem ziyarete geldi. Ziyaretci guzel, evin havasi degisiyor kisa sureligine de olsa bir enerji geliyor. Ama uzun sure kaldiklarinda -ki benim butun akrabalar Izmirde- bogucu olmaya basliyor. Cunku evde istedigim giysi ile istedigim gibi dolasamiyorum. Misafir oldugunda kocamin ailesi de geliyor ve ben isim meselesini hazmedemedigim icin istemesem de durup durup bileniyorum onlara. Babam geldiginde de ayni duyguyu yasayacagim, eminim.

Bir de mudahaleler var tabii.. Mesela geldikleri zaman kuzenin esi "elleri usumus, yuzunu cizer!" diye feryat ederek eldiven giydirmek istedi. Ama bebek o kadar kucuk ki, eldiven elinde durmadi.

Yine ayni gun hava deli sicakti. Gozde tek kat yarim kollu giysisi ile birakti cocugu. Kayinvalide ona evhamlandi. Ama bana bisey demedi. Annem soyledi sonradan. (Bak iste kadin, soyleme de mi, niye soyluyosun?)

Anneannem bana kayinvalideme yanindan gecerken gulumsemem gerektigini soyledi. Ben gotu basi dagitmisim, aklimin ucundan gecmiyor sevimlilik yapmak, anneannemin dikkatine gel.

Teyzem de bir seyler dedi ama sanirim onunkiler fazla siradandi animsayamadim.

Yine kuzenimin esi ertesi gun arayip kendi cocuguna biraz su icirdigini, agzinda pamukcuk olmasin diye ise yarayabilecegini soyledi.

Anneannem emzik alabilsin diye bal surmeyi onerdi.

Gibi gibi gibi... Bunlara ayrica aciklama yazmaya gerek yok diye dusunuyorum. Herkes benzer seyleri duymustur cunku.

Ve ilk haftasi biterken cocugumun gobek bagi da dustu. Biraz islak, biraz sikintili gibi mi acaba diyorum ama cok da bilmiyorum. Ailr hekimine fotografini cekip gonderdim sorun olmadigini soyledi. Cok da guvenemiyorum ama hadi insallah demekten baska yapabilecegim bir sey yok.

Hizli gecti bir hafta. Saglik disinda en buyuk dilegim bir an once eski duzenime kavusmak. Yani yalnizlik. Annem var ve evet iyi ki var ama kendi basima kalmayi ozledim.

Neyse o gunler de gelecek.

Ilk gunler boyle gecti. Yazmaksa uc gun surdu. :)


17 Ekim 2017 Salı

Bir ebeveynlik teroru- Isim


Son ana kadar, hatta dogduktan sonra bile kucukhanima ne adla hitap edecegimizi bilmiyorduk.

Tesadufen pinterestte denk geldikten sonra Lidya adina icim cok isinmisti. Kocam "mmmmhhh" modundaydi. Kesin hayir demedi, tamam ya oldu da demedi. Ben hastanede dogum icin beklerken hala cocugun adi yoktu.

Dogdu... Hala adi yoktu. "Sizin keyfinizi mi bekleyecegim severler!" deyip "Tamam, kesin bilgi, yayalim, adi Lidya" dedik. Kocam da tekrar ede ede alistigini soyledi. Ki, bu anlasmayi yaptiktan sonra bile bin defa sordum. Bizim icin olmustu.

Sonra ebeveynler geldi hastaneye. Biz ameliyathaneye giderken onlara bir sey soylemedik. Bebek geldi ve ondan sonra haber verdik, dogdu diye. Yanimizda olmamalari kesin kesin kesin cok isimize yaradi.

Ismini sordular, soyledik. Pek cogu kimsede "Ehh" ifadesi olustu. Hic onemli degil benim icin, alisilacak sonucta. Babam her zamanki dangalakligi ile bombayi patlatti. Begenmemismis, anlami da ilk hristiyan olan kadinin ismiymis!

Ben hic sozlukte arastirma yapmamistim. Benim bildigim Lidya, Ege bolgesinde kurulan bir uygarlik. Hani parayi bulanlar😊 Hic baska bir anlami olabilecegini dusunmedim. Egeliyiz, burayla ilgili olsun, soylenisi guzel, bu kadar.

O gun hastanede hem kalabalik hem de anestezi etkisi, saskinlik falan derken cok onemsemedim bunu.

Meger onemsemeliymisim. Ucuncu gunde kocamin ailesi patlatti bu sefer. Tasvip etmiyorlarmis, bizim dinimiz zayifmis! Ulan var mi diye bir sorsana, sen beni tanimadin mi uc yildir; hangi dini aktivite icine girdim, hangi gelenegi onemsedim, belki de baska bir dindenim, nereden bileceksin!!! Belki gostere gostere yasamiyorum ben inancimi, ne biliyorsun?

Bunu anneme soylemisler. Bak bak, tasvip etmiyormus, animsadikca kiziyorum. Annem de soylerim ama benim kizim dik baslidir demis. Kocamla konustum. Istemiyorsa degistirebilecegimizi soyledim. O da kizdi ve babamin dedigi animsatti. Daha cok kizdim, cunku demistim ya, onemsememistim o muhabbeti. Ve biz artik degistirmek istemedigimize emin olduk.

Annem her zamanki gibi uyumlu hali ile belki gonlu yok onun da ama siz neyi begendiyseniz deyip cekildi aradan. Babam hala dun telefonda mizirdanip duruyordu. Kocamin ailesi icin hala kabul edilemez bir durum. Mesela babasi kulagina isim okuma merasimini yapmayacagini soylemis. Kendi tercihi.

Bu muhabbetin oldugu gun bebegin sagligi acisindan endisemizin oldugu bir gundu. Bu muhabbet tuz biber oldu. Beni uzmeye ne haklari var, ne kadar benciller diye dusundum. Bir de ayni gun kv. yemek getirmeye tek basina geldi ve oturdugu gibi aglamaya basladi. 😐 Al sana bir endise kaynagi daha. Ne oldu, biz mi bir sey yaptik, neye alindi gucendi diye dusunduk. Her ne kadar cok onemsemesem de hormonlar dalgali gidiyor bi ter basmadi degil...

Neticede aslinda aile buyuklerinden kimsenin begenmedigi, benim de hevesimin agzina sictiklari bir ismi kizimiza vermis olduk. Hic pisman degilim aksine soyledikce daha cok alistim. Kocam da ayni sekilde.

Ister şştt desinler, ister kizim desinler, hüooop desinler, ne istiyorlarsa kendi tercihleri. Ve bu sekilde aralarinda kuracaklari bag da kendi tercihlerinin sonucunu doguracak. Yani bundan sonrasi onlarin sorunu.

Yenidoganin pek cok yeniligi ile bas ederken boyle sacma bir ani da eklenmis oldu hayatimiza.

Ama karar verdik. Kizimizin adi Lidya.




13 Ekim 2017 Cuma

Bir kizimiz oldu- bebekler sahiplenilir mi?--

Aidiyet meselesine sonra, cook sonra bir gun gelecegim elbet.

En son gonderide suni sanci verilecegini soylemistim. Gozdenin dakikada 4 damla olarak neredeyse yok hukmunde ayarladigi serum bana takilir takilmaz etki etti. Normalde iki saate ancak etki etmesi gerekirmis.

Benim her seyim tuhafti zaten. Hastaneye yattik. Rahim agzina ilac koyulacakti. Daha koymadan nstde sancilar duzene girmisti. Burada da suni sanci bir anda sikligi arttirdi. Ama bu beklenen bir sey degilmis. Bir saatin sonunda serum cikartildi ve benim sancilarim duzenli olmasi beklenen sekilde seyretmeye basladi. Yani dogumun aktif fazina girdik.

Fakat...O kadar seye ragmen rahim agzi yumusamadi. Acilmadi. Son nst benim icin ay ne guzel kasilmalar devam ediyor seklinde akarken bebegin de kalp atislari dusmeye baslamis. Kasilmaya eslik eden rahim agzi acilmasi olsaydi belki de her sey yolunda olabilirdi. Ama Gozde de, Volkan Bey de gidisin bebek icin iyi olmayacagini dusunduler. Bir defa daha vajinal muayene yaptiktan sonra acilmanin hala olmadigini gorunce mecburen is sezaryene dondu.

Dogal dogumu destekleyen biri ile calismanin artilari var gercekten. Ve bu sezaryen icin de gecerli oldu. Lavman yapmadilar, ameliyathaneyi isittilar, butun ameliyat boyunca gogsumden iceri bir isitici soktu Gozde, kocam yanimdaydi, bebegin kordonu gec kesildi, ten tene temas yapabildik... Baska seyler de olmustur ama anin saskinligindan bazi seyler gercekten gercekustu.

Bebek kesenin icinde kaka yapmis. Cok oldugunu ve tehlikeli oldugunu soylediler. Cigerini fazlaca temizlemek durumunda kaldilar. Sonra da bana verdiler. Anestezi etkisi altinda ne konustugumu, ne yaptigimi animsamiyorum.  Ama bir ara siyaset falan konustuk, nerden konu acildi bilmiyorum.

Nihayetinde avuc kadar bebe, 40+5. gebelik gununden sonra, 2800gr, 49 cm, 15.46 da 11.10.2017 tarihinde hayatimiza bir kez daha bu sefer goruntusuyle birlikte girdi.

Ameliyat olmak zormus, sezaryen konusunda pozitif bir sey soyleyemeyecegim. Hele ki hastaneden cikmadan once koridorda zor zahmet yuruyus yaparken bir gebe kadin icin "la ben ne bok yedim ki!" dusuncesine sebep oldum, umarim planli sezaryen fanatigi degildir kendisi. Oyleyse de kendi bilir... Herkeşin ameliyat yarasina kimse karisamaz!

Sureci farkli asamalarda yasadim. Diyecek baska laflarim da var. Sonraya kalsin.

Iyi ki Gozde vardi, iyi ki Volkan Dede vardi. Iyi ki Izmirdeydim. Hastane personeli de iyiydi bence. Guleryuzlu ve nazik insanlar denk geldi.

Neyse uyuyayim ben azicik. Arkasi baska zamana.

Yapmayani dovuyollaa




10 Ekim 2017 Salı

Hastanede 0.0 (40+5)

Dun aksamustu yatis yaptim. Gunduz kontrole gittim Aydin'daki hastaneye. Doktor suyun bitmis dedi. Radyolojiye gonderdi. Orada da su kesesi goremediler. Yatis oneriyorum dedi. Biz de Izmir'e geldik. Yine kontrol yapildi. Endise edilecek bir su azalmasi yok fakat yatis yapalim propess takalim dedi doktor. Dun aksam saat yedi gibi propess takildi.

Oncelik olarak dogal dogum titrini kaybettik. Cok onemli mi degil. Ama dogum dogal bir olaydi kendiliginden basliyor muydu? Demek ki her zaman degil.

Kasilmalarim var, kisa sureli ve rahatsiz etmiyor. (Ama koridorda aglayan bebek sesleri ediyor:S) Agri hissetmiyorum desem yeri. Bacaklarimda ve kasiklarimda hafif bir sizlama var, o kadar.

Sabah yeniden vajinal muayene yapildi, acilma yok denilecek gibi. 1 cm. Dun geceden bu yana pek bir degisiklik yok. Bu da gidis icin mudahalenin habercisi. Suni sanci icin tamam dedim. Neyle karsilasacagimi bilmiyorum.

Hazir hissetmeyle mi alakali? Ruhsal sureclerin devreye girmesi ile sabote ediliyor mu dogum? Surece bakinca kendimi anne olmaya, bebek ile ilgilenmeye, bebek sevmeye hic hazir hissetmedim. Hala benzer duygum yok. Su anda en buyuk odak noktam bedenimi yeniden tek basima kullanmak. Ama bunu yaparken madem oyle yarim saatlik sezaryen operasyonu tercih edeyim diyemiyorum. Neden bilmiyorum. Vicdan mi yoksa nedir, bilemiyorum. Pek cok seyi bilmiyorum sanirim.

Bekliyoruz. Bir sure daha bekleyecegiz anladigim kadariyla. Kendimi kotu hissetmiyorum. Hastanede kalmak cok da eglenceli degil sadece. Bakalim surec ne gosterecek.

8 Ekim 2017 Pazar

Geceeleeer yar yaaarr- 40+3

Her turlu oksitosin arttirici eyleme varim. Mesela sirf bu yuzden gecenin dordunde kalkip mustakbel cocuumun odasindaki kanepede pinekliyorum. Neden? Cunku hazirlik... Sirf dogum sonrasi gece uykusuzlugunu tecrube edeyim diye boyle bir kampa yatirdim kendimi. Cok iyi yapmisim bence.

Doguramiyorum kafasi pek garip. Ilk kez mahalle baskisini kendim dahil herkesin katkisiyla hissediyorum. Her lafi gotumden anliyor, emmeye gommeye gelemiyorum.

Cumartesi Izmir'deki doktora gittik. Nst iyi, biraz kasilma var (adi var hissi yok), su biraz az gibi. Sali gel tekrar bakalim dedi. Hacim dedim sali sallanir. Bakilacak dedi. O zaman ordaki hastaneye gideceksin. Eger suyun azalmis ivir zivir derlerse, mudahale gerekiyor derlerse buraya gelirsin bir defa dala kontrol ederiz dedi. Piki, dedim. Ama aldi mi beni bir endise! Cunku bence kesin burda hastanedeki doktor diyecek ki ohoo 40 haftayi da gectin, o zaman gel sana ameliyat yollari. Dogum kendi baslasin istiyorum. Ama baslamiyor, ben de sinir oluyorum. Hadi demekten kicim cikti.

Hurmaya dadandim. Malum deyisteki gibi olmasin diliyorum ama baska da bir sey gelmiyor aklima yapabilecegim.

Gozdeyle konustum, sorun yok, nefesine odaklan dedi. Bu tip anlarda ben yapamiyorum onu kardes. Bak dogum baslasin, nasil yonetiyorum ben o stresi; eylem var cunku. Ama eylemsizlik hallerinde oyle basarisizim ki aklim almiyor. Beklemek, belirsizlik, kontrol edememe... Olum gibi bir seyler oluyor ama kimse olmuyor, o hesap.

Ha bu arada bok varmis gibi bilimum kadin web sayfalarinda cirit atiyorum. Nerede gereksiz bilgi ben oradayim. Kadinlar klubu olsun, melekler mekani olsun,( ay reklama mi girdi produksuyoncu bey!) analik sayfalari olsun hepsini tariyorum. Aaa bak cilvelikiz nasil dogurmus bende de mi oyleydi acaba diye kiyas yapiyorum. Nasil sagliksiz nasil sagliksiz anlatamam.

Gerci bebek hareketi sandigim seyin kasilma oldugunu ogrendim az once. Yani, sanirim. Bu da bir bilgidir.

Mantikli olan ben daha zaman var, vucut ve bebek hazirlaniyor, o sure dolmadan baslamayacak endiselenme diyor. Neydi, damla tamamlanmadan damlamaz! Ama duygusal ben durmuyor. Uyuyamiyor, endiseleniyor, sikiliyor, tahammulsuzlesiyor. Daha uc gun once oyle de guzel uyuyorum boyle de guzel uyuyorum diyen ben 40 dolar dolmaz gozle gorulur bir bicimde somatizasyon halinde duzensiz uyku haline gectim. Bunye o kadar net yani bu konuda.

Fakat tek bir sey var ruhumu yumusatan. Kedim. Resmen en yakin arkadas, resmen destekci, yatistirici, iyilestirici. Simdi de kolumda yatiyor, giril giril. Iyi ki var. Iyi ki.

4 Ekim 2017 Çarşamba

40 a 1 kala


Yemin ederim sırf bu geyik için bekledim. Tamam artık doğurabilirm :D


Doğmuyorduuu, bir türlü doğum başlamıyorduuu, içimdeki alien gitgide büyüyor, anası çikolataları götürüyor, çocuk 3500 gr'a yaklaşıyor ancak nasıl çıkacak düşünmüyorduuu.

Ben bu hafta gelir diye çok heveslenmiştim ya. Ama çarşambaya kadar. Bugünden sonra artık yne erketeye yatabilir. Çünkü babalık izni 10 gün ve sadece tek bir haftasonuna denk gelirse çok güzel olacak.  Bunun için de yine en erken pazar gecesini beklemesi lazım. Nasıl da küçük hesapların adamıyız, ebeveyn travmalarına hoş geldin diyelim.

Doğum kanalına doğru hafif bir sızlama da olsa "Aha, hadi bakalım, yaşasın!" diyorum. Geçen hafta demiyordum bak. Geçen hafta bu his olduğunda gözlerimi pörtletip "Aman allahım sıçtık!" diyordum. Sonra geçiyordu ve rahatlıyordum. Şimdi tam tersi. "Tüh ya, yine geçti." diyorum. Bu gerçekten hazır olduğumun göstergesi sanırım.

Bir de zaman geçtikçe ve ben evde kaldıkça yapmam lazım deyip de debelendiğim ama nasıl olcak diye endişelendiğim pek çok şeyi de tamam ettim. Ne bileyim mesela temizlik işleri, düzen işleri, bebek odası, giysisi ıvırı zıvırı, buzluğa stokladığım yemekler, birkaç delici kesici ev tamirat işi (Evet matkap ve ben çok yakın arkadaşız.) , onlar bunlar derken kafamdaki zımbırtılara tik attıkça ben daha bir tamam oldum. Yapma etme dendi ama zaman geçmiyor aksi halde, boş oturmaya alışkın değilim ki!

Uyudum da. Kendimden beklemediğim performansları göstererek hem de. Öğle uykusundan nefret ederim. Düzensiz uykudan da. Uyku dediğin gece 10.30 sularında başlayabilir sabah da yine 10.00-10.30 sularına kadar uzayabilir. Benim için ideali 12.00-7.30. Şükür ki hala aynı standartta gece uykusu uyuyabiliyorum, gece uyanmıyorum, bu yüzden de gündüz enerjim yerinde oluyor. Öğle yemeğinden sonra hafif mayışmaya başlarsam kendime izin veriyorum. Normalde öğle uykusundan uyandıktan sonra midemde tuhaf bir his oluşur, ayılamam, sersemlerim. Alışmaya başladığımdan belki de sanki daha az hissediyorum bu saydıklarımı.

Çevremdeki insanların heyecanı eskisi gibi rahatsız etmiyor beni. Kabullendim varsayıyorum. Halam telefonda "PİİİİREEEEMMMSEEEEESSSS NAAAAAPIIIYYOOOOOORR!" dediği zaman uyuzlanmıyor, "Ehe ehe, iyi artık bekliyoruz." diye cevap veriyorum. Piremses anası olmaya layık hareketler yapıyorum.

Her hafta doktor kontrolüne gidiyorum. En gıcık şey bu. Bir hafta Aydın bir hafta İzmir mekik dokuyoruz. Çünkü nst. Nst çok önemli doktorların gözünde, her şeyi ona göre ayarlıyorlar. İzmir'deki klinikteki nst yatağı iyi de Aydın'da her 20 dk sonrasında belimden katır kutur sesler çıkıyor kalkarken." Taş mı döşediniz, naptınız?" diyesim geliyor sonra özel de olsa hastane burası diye sakinleştiriyorum kendimi.

Doktorlar da çoğunlukla benzer şeyler söyleseler de bazen farklılaşabiliyorlar. Aydın'daki en son suyun azalmış bol su iç demişti, İzmir'deki ölçtü biçti normal dedi. Aydın'daki kilomu bahane etmeye başlamıştı. İzmir'deki iyisin, dedi. Aydındaki yüzünü görebiliyorum, hiç görmememiz lazım demişti, İzmir'deki daha öncesinde kanala girmiş, yüz hatlarını seçemiyorum, demişti. Hatta cinsiyetini sorduğumuzda onu da göremediğini söylemişti, umarım son anda bir pipi ile karşılaşmayız!

Hastane çantası hazırlamak kolay ancak bir o kadar da zordu. Ben çok kolay seyahat çantası hazırlarım. Belirli bir standartım vardır ve onun dışına çıkmam, abartmam, gereksiz şey almam, dolayısıyla seyahatlerde kocaman kocaman bavulları peşim sıra sürüklemem. Hastane çantası için de bence başarılı bir hazırlık yaptım diye düşünüyorum. Sadece kafamı kurcalayan bir hava değişimi var. Buraların sıcağı soğuğu belli olmuyor. Bebek için değil ancak kendim için belki buna dikkat edip bir şeyler ekleyebilirim. Hastaneden çıkıp arabaya binip eve geleceğiz işte, ne kadar kötü olabilir ki?

İşin ticari boyutu yine göze göze sokuluyor tabii bu alışveriş noktalarında. Tek kullanımlık donlar var. Don diyorum çünkü külot demek fazla ince bir tabir onlar için. Naylon bir şey. Benim aklıma kağıt sabunları getiriyor, her gördüğümde gözümde canlanan şey külodun giyen kişinin kıçında eriyip sonsuzlukta kaybolduğu oluyor. :S Bu yüzden almadım. Gidip bol pamuklu beyaz anane donu aldım. Zaten baktığında aynı para. Atcaksam onu atarım en azından rahat olsun.

Ha, şu don meselesinde bir kafa karışıklığım mevcut. Şimdi sezaryenlerde yara izinin üstüne gelecek çamaşırları öneriyorlar, bato tipi olanlar. Normal doğumda normal çamaşırlarımızı giyebiliyor muyuz peki? Çünkü ben dersimi ona göre çalışmıştım.

Bebekle ilgili en büyük soru işaretlerimden birisi de göbek bağı. Öğğk. O ne biçim bir şey ya, düşsün o hemen. Onun sorumluluğunu almak da zor. Göbekte bir klipsle yaşanır mı yahu? Kaç günde düşüyor o bağ? Gitsin hemen. Bak sırf o göbek bağı yüzünden erkekler çocukları ellemeye korkuyorlar.

Korku demişken... Memeler... Süt... Emzirmek... Mahremiyetin kalmaması... Eskiden daha naiftim emzirme konusunda,  şimdi instagramda bazı emzirme sayfalarını takip ediyorum. Rahatsız oluyorum. Abartmıyor musunuz? En son birisinde "En az 2 yaşına dek emzirin, daha istiyorsa daha da emzirin" diyordu. Ergenliğe kadar yolu var madem???

Geçenlerde bir arkadaşıma gittim, kızı 17 aylık. Hala emiyor. Ne güzel. Kendi memesi kendi kararı. Benim için beslenmenin belirli bir düzeni ve adabı vardır, yetişkinler için de. Sonuçta beslenme en temel,,ilkel, hayatta kalma davranışı. Dediğim gibi benim için yeri ve zamanı var. Bu velet biz otururken başladı meme demeye. Arkadaşım da açtı memesini bir süre emzirdi, tamam. Ama sonra velet sıkıldıkça gitti geldi emdi, memeler ortada.  Alışmış olduğu için sıkıntı yaşamıyor belli ki. Ben de onun o halinden rahatsız olmadım. Dediğim gibi onun memesi, onun çocuğu. Ama sanırım benim için pek uygun değil. Bebekken algılaması zor elbette ne zaman isterse o zaman beslenecek. Ama bir süre sonra ben düzen isterim arkadaş. Zor işler yani.

Yine aynı arkadaşım bana bebek odası aldınız mı diye sordu. Aldık dedim. "Ahaha iyi yapmışsınız, bizim için çok güzel çamaşır deposu oldu, yıkadıklarımı bebek yatağına yığıyorum." dedi. "Kullanmıyor musunuz?" dedim. "Yok, bir kere bile yatmadı." dedi. Bulutlar arasında kabustan uyanan ben içimden "HAAAAAAYIIIIIIIEEEEEERRR!" çığlıkları atmaya başladım. Ben yatağında yatsın istiyorum ya! Bana ne!

Ama o hep fazla anaçtı. Bense hep fazla domuzdum. Bence başarabilirim. :D

39+6 
O zaman sizleri neredeyse 40 haftalık göbeğim ve zebralı pijamamla selamlıyorum. Umarım bir sonraki yazıda doğurduğumu ilan ederim.

Bu arada isim buldum. Hala bulduk diyemiyorum çünkü kocam için hala net değil. Ama ben kararlıyım. Bence benim dediğim olacak. :D